Gençlerbirliği, teknik direktör Doll'un önceden söylediği gibi, bekleyen değil, saldıran bir oyunla sahadaydı. Beşiktaş'ın takım savunmasını iyi yapmak için kendi alanında daha fazla kaldığını, çok pasla hücuma çıktığını biliyordu. Bunu değerlendirmenin yolu saldırmaktı. Gençler hem saldırdı hem de top kazanmada saldırgan davrandı.
Rakibinin bu yapısı Beşiktaş'ı sindirmedi. İlginçtir, iyi savunmasının üstüne hücum güzellikleri eklemenin çabasını harcadı. Orta alanda iyi savaştı. Tabata ve bir ölçüde Nihat verimsizliklerini kırma çabası gösterdiler. Bu nedenle önde de iyi basmaya başlayınca Nihat-Bobo-Sivok'un nefis bir tek top organizasyonu ile ilk golünü buldu. Bununla istediğine ulaşmanın gevşemesi içine girmedi... Alanın her yerinde savaşarak, hücumda ve savunmada tempolu çoğalarak sert bir savaşım verdi. Nihat (7) Toraman ve Sivok (38) Ernst (43) ile net goller kaçırmasa ilk yarıda farkı bulurdu. İlk yarıda pozisyon da vermedi. Ancak kale alanına atılan yan topların hemen tümüne rakibinin vurmasını önleyemedi. Bu maç boyu sürdü.
İkinci yarıda Beşiktaş, devre arası dinlenmesine devam eder gibiydi. Ağırdan alınca baskı yedi. Hurşut'a vuruş şansı vermesi, kaleci Rüştü'nün o topa uyanamaması gol yediren çok büyük hatalardı. Hele golü yedikten sonraki takımca sersemleme bir kurdun kuzulaşması gibiydi. Yusuf ile Holosko'nun katılımı topa sahip olmada yarar sağladı, ancak Beşiktaş'ı ilk yarı temposuna yükseltemedi. Sonucu yeniden lehine çevirmesindeki önemli etken rakibinin giderek yorulup tempo yitirmesiydi. Dünkü Tabata, savaşçılığı ve attığı gol ile sanırım ilk kez ona herkesin sevgiyle bakmasını sağladı. Ancak bireysel alkışın büyüğü elbette İbrahim Üzülmez için olmalı. Bir yandan çok hızlı rakibi Burhan'ı savunurken bir yandan da hücumda başarılı oldu dün.