Suskunlar

Yazmayacağım. Ne skor, ne futbol yazmayacağım. Birileri bu kirli düzene DUR diyene kadar saha içini anlatmayacağım. Şimdi buyurun dost meclisine...

Eskiler hatırlar. Eğitimin, okuma fişleriyle temelinin atıldığı dönemlerden bahsediyorum. Sınıfın her bir köşesinde eğitici panolar olurdu. Her biri farklı ve sevimli renklerde, ilgi çeken bir düzenle bezenirdi sınıflar. Aralarında en güzeli mevsimler köşesiydi. Bir köşe yaz köşesi, devamı son bahar. Tam çaprazı ilk bahar, karşısı ise kış. Bilirdik hangi mevsimde hangi ay var. Peki şimdi ne değişti? Mevsimler aynı da, ayları farklı yorumluyorlar. 2016’nın Eylül ayındaki isyana suskunları oynayanlar, 2018’in Eylül’ünde cesur yürek kesiliyorlar. Artık hangi adalet? Nerede meslek etiği sorularını geçtim. Hangi etik, hangi adalet ikilemindeyim. Birbirimizi kandırmanın manası yok. Gelin artık şunun adını koyalım. Güzel ülkemde futbolu yönetenlerin adaleti falan yok. Yaşananlar ve itiraflar bu kadar aleni olunca, artık söz bitmiş demektir. TFF ve kurumları yok hükmündedir.

Peki ya hanenin içi? Bugün seçim günü. Amaç yönetime yeni bir heyecan katmak ve mevcudun kopuk halini kuvvetli bağlarla yeniden bağlamak. Bunların hepsi kulağa hoş geliyor lâkin, asıl sorunu bırakın çözmeyi, tartışmaya dahi açmadılar henüz. Bir de buradan soralım o zaman. Eyyam bu kadar ortaya saçılmışken, kim savunacak bu camiayı? Bu denli suskunluğun sebebi nedir? Başkan Fikret Orman’ın Pazartesi günü ilk işi şu olmalıdır. Yeni yönetimde, bu kulübün haklarını medya önünde layıkı ile savunacak bir basın sözcüsü atamak. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

ŞAFAK MALATYA