Altınordu efsanesi neden sonlandı?

Kartalhaber yazarı Murat Topçu'nun köşe yazısı:

ALTINORDU EFSANESİ NEDEN SONLANDI?

Bir dönem Türk futbolunda büyük umutlar yeşerten bir proje vardı: Altınordu.

Kulüp Başkanı *Seyit Mehmet Özkan*, Türk futbolunda köklü bir değişim hedefliyordu. Sadece Türk futbolculardan oluşan bir yapı kurdu, altyapıyı da bu anlayış üzerine inşa etti. Kâğıt üzerinde kulağa çok hoş gelen bu proje neden beklenen başarıya ulaşamadı?

Çünkü buzdağının görünen kısmını herkes gördü, görünmeyen kısmını ise sadece yaşayanlar bilir.

Meğerse Sayın Başkan yıllarca çok farklı sorunlarla mücadele etmiş. Ben de benzer süreçleri yaşadığım için kendisini çok iyi anlayabiliyorum.

Türkiye'de aileler, sadece futbolda değil birçok alanda çocuklarına karşı gerçekçi davranamıyor. Futbol oynayan her çocuğunu geleceğin dünya yıldızı olarak görüyor. Özellikle bazı babalar, kendilerini adeta futbol otoritesi sanıyor.

Oysa kulüp bir sistem kurmaya çalışıyordu. Fakat ne yazık ki bizim toplumumuz bazen bir çuval inciri berbat etmeyi başarıyor.

Türkiye maalesef bir sistem ülkesi değil; ilişkilerin ve siyasetin ön planda olduğu bir ülke. Spor da bundan bağımsız değil. Siyaset yıllardır sporun tam merkezinde yer alıyor. Böyle olunca kalıcı başarı elde etmek de zorlaşıyor.

Bugün ülkemizin en başarılı branşlarına baktığımızda kadın voleybolu ile boks, güreş gibi bireysel sporları görüyoruz. Futbolda ise gerçeklerle yüzleşmemiz gerekiyor.

Yunanistan'ın bile bir Avrupa Şampiyonluğu var. Bizim hâlâ yok.

Altınordu'nun yaşadığı en büyük sorunlardan biri ise altyapıdaki aile baskısıydı.

Henüz 15-16 yaşındaki çocukların aileleri kulübe gelip, "Çocuğumuzun menajeri biz olacağız." diye dayatmalarda bulunuyordu. Kulüp yönetimi bunun mümkün olmadığını söylediğinde ise, "O zaman çocuğumuzu alır İstanbul kulüplerine götürürüz." şeklinde tehditlerle karşılaşıyordu.

Böyle bir ortamda sağlıklı bir sistem kurmak gerçekten çok zor.

Yaklaşık 15 yıldır yurt dışında yaşayan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim:

Almanya'da ya da İsveç'te futbol oynayan çocukların ailelerinin bu şekilde davrandığına hiç şahit olmadım. Aileler süreci kulübe bırakıyor. Kulüp de oyuncunun gelişimi için gereken planlamayı profesyonel şekilde yapıyor.

İsveç'te yaşarken ben de bir dönem futbol menajerliğiyle ilgilendim. Amacım gurbetçi gençleri Türk futboluna kazandırmaktı. Onlarca oyuncuyu Türkiye'deki kulüplerin denemelerine gönderdim.

Ancak büyük çoğunluğu başarılı olamadı.

Üzücü olan ise ailelerin hemen hepsinin çocuklarını adeta *Zlatan Ibrahimović* gibi görmesiydi.

Oysa gerçek bambaşkaydı.

Sorun yetenekten önce gerçekçi olamamaktı.

Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde yaşamalarına rağmen kendilerini geliştirmeyen, futbolun nasıl işlediğini öğrenmeyen ailelerle de karşılaştım.

Sonra da "Neden ilerleyemiyoruz?" diye soruyoruz.

Önce herkes kendi sınırlarını bilmeli.

İsveç örneğine bakalım. A Milli Takımı her zaman dünyanın zirvesinde olmayabilir. Ancak altyapı sistemi son derece güçlü. Her yıl Avrupa'nın en büyük liglerine çok sayıda oyuncu gönderiyorlar. Sürekli yeni futbolcular yetiştiriyorlar.

Neden?

Çünkü disiplin var.

Planlama var.

Sabır var.

Liyakat var.

Emek var.

Çalışma kültürü var.

Böyle olunca başarı da kaçınılmaz oluyor.

Peki Türkiye'de durum nasıl?

Kulüplerimizin altyapılarından her yıl kaç oyuncu üst seviyeye çıkabiliyor?

Koskoca Türkiye'den *Arda Güler* gibi birkaç istisna çıkınca bununla övünmek yeterli olmamalı.

Örneğin nüfusu yaklaşık 5 milyon olan *Norveç, **Erling Haaland* ve *Alexander Sørloth* gibi Avrupa'nın en önemli golcülerini yetiştirebiliyor.

Demek ki mesele nüfus değil.

Mesele doğru sistem kurabilmek ve o sistemi sabırla sürdürebilmek.

Türk futbolunun asıl ihtiyacı da tam olarak budur.

Murat Topçu

EN ÇOK İZLENEN VİDEOLAR
youtube kanalımıza abone olun





Kişisel verileriniz Şirketimiz tarafından farklı kanallar veya ilgili mevzuat kapsamında kamu veri tabanları üzerinden ve farklı hukuki sebeplere dayanarak; sunduğumuz ürün ile hizmetleri sağlamak, geliştirmek ve ticari faaliyetlerimizi yürütmek amacıyla toplanmaktadır.

KABUL EDİYORUM ÇEREZ POLİTİKASI