Meğer Kadıköy'de Zıplıyormuş!

İyi bir Beşiktaşlı olduğumu beni tanıyan herkes bilir. Öyle maçtan maça Beşiktaşlı olanlardan değilim. Beşiktaş kongre üyesiyim, Divan Kurulu üyesiyim. Yıllarca Beşiktaş’ta oturdum. Gözümü Beşiktaş’ta açtım, hayatımın büyük bölümünü Beşiktaş’la yaşadım...

Gazeteci Burhan Akdağ yazdı: 

BİR ZIPLAR, İKİ ZIPLAR DEDİM…

MEĞER KADIKÖY’E ZIPLIYORMUŞ!

İyi bir Beşiktaşlı olduğumu beni tanıyan herkes bilir.

Öyle maçtan maça Beşiktaşlı olanlardan değilim. Beşiktaş kongre üyesiyim, Divan Kurulu üyesiyim. Yıllarca Beşiktaş’ta oturdum. Gözümü Beşiktaş’ta açtım, hayatımın büyük bölümünü Beşiktaş’la yaşadım.

Kısacası benim için Beşiktaş bir futbol takımı değil.

Hayatımın içinde kocaman bir yer.

Beşiktaş o hafta yenilmişse benimle fazla uğraşmayın. İki, bazen üç gün “off” durumundayım. Pazartesi gelir ama ben hâlâ hafta sonundaki maçtayım. Dünyayla bağlantım zayıflar!

Ama Beşiktaş kazanmışsa…

O haftanın nasıl geçtiğini ne siz sorun ne ben anlatayım.

Kahvenin tadı başka, sabahın güneşi başka, trafik bile daha az sinir bozucu gelir!

Ama itiraf edeyim…

Bir süredir Beşiktaş’a karşı içimde bir kırgınlık vardı.

Sebebi de Sergen Yalçın.

Beşiktaş’ın son şampiyonluğunu yaşatan hoca. Bu camianın içinden çıkmış, formasını giymiş, Beşiktaş’ın çocuğu olmuş Sergen…

Geçen sezon tribünlerden yükselen “Sergen istifa” seslerini hâlâ unutamıyorum.

Üzüldüm.

Hem de çok üzüldüm.

Çünkü ben hâlâ şuna inanıyorum:

Gerçek Beşiktaş taraftarı kendi evladını bu kadar kolay harcamaz.

O gün tribünler kimin dolduruşuna geldi, kim ne yaptı, nasıl oldu bilmiyorum. Ama o sesler kulağımdan uzun süre gitmedi.

Belki de bu yüzden bu sezona umutsuz başladım.

Beşiktaş birkaç maç kazandı.

Ben de hafif hafif takılıyordum:

“Bir zıplar, iki zıplar… Bakalım bu çekirge daha ne kadar zıplayacak?”

Meğer bizim çekirge başka yere hazırlanıyormuş!

Zıplaya zıplaya Kadıköy’e gidiyormuş!

Dün gece Fenerbahçe karşısında izlediğim Beşiktaş, son yıllarda izlediğim en güzel Beşiktaşlardan biriydi.

Deplasmandasın.

Karşında Fenerbahçe var.

Tribünlerde yaklaşık 40 bin rakip taraftar…

Üstelik 1-0 geriye düşüyorsun.

Normal şartlarda takımın dengesi bozulabilir. Telaş başlayabilir. Futbolcular birbirinden kopabilir.

Ama dün Beşiktaş’ta bunların hiçbiri olmadı.

Beşiktaş golü yedi ama maçı yemedi!

Topunu oynadı.

Sakin kaldı.

Mücadele etti.

Önce beraberliği buldu.

Ardından öyle güzel hazırlanmış, öyle güzel organize edilmiş bir gol geldi ki ekranın karşısında insanın “İşte benim Beşiktaş’ım!” diye bağırası geliyor.

Ve 2-1…

Hatta biraz daha dikkatli olunsa maç 3’e de, 4’e de gidebilirdi.

Ama boş verin.

2-1 daha güzel.

Fazlası ayıp olabilirdi!

Şaka bir yana, dün beni asıl mutlu eden skor değildi.

Beşiktaş’ın oynadığı futboldu.

Çünkü bazen kazanırsınız ama içinize sinmez. “Bugün şans yanımızdaydı” dersiniz.

Dün öyle değildi.

Dün sahada ne yaptığını bilen, geriye düşünce paniğe kapılmayan, rakibinin isminden ve tribününden korkmayan bir Beşiktaş vardı.

İşte ben bunu özlemişim.

Benim kırgınlığım bitti mi?

Henüz tamamen değil.

Sergen konusunda içimde hâlâ bir sızı var.

Ama galiba Beşiktaş yine gönlümü almaya başladı.

Zaten sevdiğine kırılırsın.

Sevmediğin insana niye kırılasın?

Beşiktaş da benim çocukluk aşkım…

İnsan çocukluk aşkına ne kadar küsebilir ki?

Bu galibiyette emeği olan futbolcusundan teknik heyetine, çalışanından yöneticisine kadar herkesi yürekten kutluyorum.

Bir de Kadıköy’de onca Fenerbahçelinin arasında sesini duyurmaya çalışan o bir avuç Beşiktaş taraftarı…

Ayağınıza, yüreğinize, sesinize sağlık.

Sizi görünce insan bir kez daha anlıyor:

Beşiktaşlılık sayı meselesi değildir.

Yürek meselesidir.

Şimdi ben yine temkinliyim.

Hemen havaya girmiyorum.

Çünkü futbol bu…

Bugün Kadıköy’de bayram yaptırır, haftaya tansiyon ilacını aratır!

Ama dün gece gördüğüm Beşiktaş bana uzun zamandır kaybettiğim bir şeyi yeniden verdi:

Umut.

İnşallah yanılmam.

İnşallah sezon sonunda bugünleri hatırlayıp “Biz o ışığı Kadıköy’de görmüştük” deriz.

Ve son olarak…

Hani ben daha önce,

“Bir zıplar, iki zıplar, bakalım daha kaç kere zıplayacak?” demiştim ya…

Sözümü geri almıyorum.

Sadece küçük bir düzeltme yapıyorum:

ZIPLA BEŞİKTAŞ’IM ZIPLA!

AMA BÖYLE ZIPLAYACAKSAN, SAKIN DURMA! 

BURHAN AKDAĞ 

EN ÇOK İZLENEN VİDEOLAR
youtube kanalımıza abone olun





Kişisel verileriniz Şirketimiz tarafından farklı kanallar veya ilgili mevzuat kapsamında kamu veri tabanları üzerinden ve farklı hukuki sebeplere dayanarak; sunduğumuz ürün ile hizmetleri sağlamak, geliştirmek ve ticari faaliyetlerimizi yürütmek amacıyla toplanmaktadır.

KABUL EDİYORUM ÇEREZ POLİTİKASI