Kartalhaber.com BJK Transferleri
  :: Reklam
  :: Anasayfa
  :: Futbol
  :: Basketbol
  :: Voleybol
  :: Diğer Sporlar

  Dosya

Serkan Üstüner
Kabus bitti!
a

Fanatik Bebek Resimleri

a

a

a

a

a

istek.net

 






Sinema
Boris, Woody, New York
Woody Allen'ın ufak bir Avrupa seyahati sonucunda döndüğü kürkçü dükkanındaki ilk filmi 'Kim Kiminle Nerede?' vizyonda
Boris, Woody, New York



Herkesten daha zeki olduğu için gün boyu hayıflanan adamı kim dinlemek ister, hatta bir de sevebilir mi? 60'lı yaşlarını süren, doğma büyüme New York'lu, bir zamanların Nobel adayı fizikçisi Boris Yellnikoff böyle biri. Woody Allen'ın en sevimsiz karakteri olmaya aday bu adam. İflah olmaz pesimist ve huysuz karakteriyle mükemmel evliliğini yıkan, bir de başarısız intihar girişiminde bulunan ve böylece aksak kalan bencilin önde gideni, üstelik New York'un en sevimsiz ve kasvetli evinde oturuyor. Sürekli nutuk attığı, satranç dersi verdiği küçük çocuklara saldırdığı herhangi bir gününün sonunda, o tipsiz evinin kapısında 21 yaşında genç bir kız buluyor. Her ne kadar yüce gönüllü bir insan olmasa da güzel, masum, genç, aptal ve neşeli özellikleriyle kendisinin tam tersi olan bu kızın ısrarları sonucunda bir ev arkadaşı ve hatta ileride bir hayat arkadaşı ediniveriyor. Hayat asla onun söylediği gibi ve onun planladığı gibi gelişmiyor kısacası. Hele bir de kızlarını aramaya gelen güneyli tutucu kayınvalidesi ve kayınpederi ile tanışınca işler iyiden iyiye sarpa sarıyor.

Kendi çöplüğünde
Allen'ın ufak bir Avrupa seyahati sonucunda döndüğü kürkçü dükkanındaki ilk filmi Whatever Works, Pretty Woman'ı Özel Bir Kadın olarak adlandıran aklın ürünü olsa gerek, Kim Kiminle Nerede? ismiyle vizyonda. Woody Allen 1977'de yazdığı senaryoyu çekerken, kendiyle dalga geçen ve komik Harry Block'una da göndermede bulunuyor. Film Amerika'da gerçekçi olmayan karakterleriyle eleştiri toplamış. Bir komedide, bir satirde gerçekçi karakterlere neden ihtiyaç duyulduğunu açıkçası merak ediyorum. Üstelik huysuz bir Yahudi fizikçi, güneyli bir aile ile genç bir aktörü ve bir fotoğraf sanatçısını ve de bir galeri sahibini biraraya getiren günümüz New York'unun çok da şaşırtıcı olmayan bir cilvesi olsa gerek... Açıkçası bulunduğu yeri hak etmediğini iddia ederek sürekli huysuzlanan ve sinirini etrafındakilerden çıkaran Boris'i, ilkokul 1. sınıf öğretmenime benzeten ben, bu karakteri son derece gerçekçi buldum.
Boris Yellnikoff'un kelimeleri ve fikirleri havada uçuşturan nutuklarını anlayabilmek için "native English speaker" bile olmanın yetmemesi filmin en büyük handikapı. Fakat bir Allen filmini izlemeye yeltenenin, başına neler geleceğini bilmesi de gerekiyor. Üstelik filmi şöyle bir kafamızda toparlarsak, basit bir romantik komediyle karşı karşıya olduğumuzu da kabul etmemiz gerekiyor, sözlere çok fazla takılmasak da hoş bir vodvil izlemiş olarak sinemadan mutlu bir şekilde çıkabiliriz. Hele ki "Başkalarının dediğine takılmadan kendi bildiğin hayatı yaşarsan, şu iğrenç dünyada yine de mutlu olabilirsin" mesajı veren bir filmi sevmemenin mümkün olmadığını da düşünürsek...

NİLAY ULUSOY: Yrd. Doç. Dr., Bahçeşehir Üni., İletişim Fak.



5455 defa okundu
2010-01-23 15:40


Habere verilen 10 oya göre %55 iyi [Haber PuanlamasıHaber PuanlamasıHaber PuanlamasıHaber PuanlamasıHaber PuanlamasıHaber Puanlaması]