GAZETE HABERTURK / TELE RÖPORTAJ / Kartal YİĞİT
"Sahaya çıktık, ısınıyoruz. Nereden geldiğini bilmediğim bir grup taraftar bana, aileme, anama, babama ağza
alınmayacak küfürler etti. Isınmayı bırakıp 'Utanmıyor musunuz' demek istedim. Ama bu kez ortam gerilecek. Sustum. Ben ailemi sokakta bulmadım, onlara küfür ettirmem"
Tartışmasız Türk futbolunun Avrupa'da gurur duyduğu isimlerin başında gelen, her zaman Beşiktaş'ın çocuğu
olarak görülen, hem Milli Takım hem de İspanya'da yaptıkları unutulmayan Nihat Kahveci, yıllar sonra döndüğü yuvasında taraftarın kendisine yeteri kadar anlayış göstermemesinden dertli... Yaşadığı ağır sakatlığa rağmen sahalara dönen ve fizik olarak da yavaş yavaş kendine gelen milli oyuncu, Gençlerbirliği karşılaşmasında kenara alınırken kendisine gösterilen tepkileri HABERTÜRK'e anlattı. Telefonla sohbet ettiğimiz Nihat, aslında oyundan çıkarken değil, maç öncesinde kendisini çok yaralayan olaylarla karşılaştığını açıkladı.
'Başlamadan koptum'
Dayanamayıp Nihat'ı iyice sıkıştırıyoruz ve o da içini dökmeye devam ediyor: Sahaya çıktık, ısınıyoruz. Daha yeni başlamışız. Nereden geldiğini bilmediğim bir grup taraftar bana, aileme, anama, babama ağza alınmayacak küfürler ediyor. Öyle küfürler ki bir ara ısınmayı bırakıp onlara dönüp "Utanmıyor musunuz" demek istedim. Baktım bu kez ortam gerilecek. Unutmaya çalıştım. Ama kafamın bir yerine o an yerleşti. Yani maçın başında koptum. Yazıktır, günahtır. Hepimizin çoluğu çocuğu var. Bana o küfür edenlerin de ailesi var. Kim kime küfür edebilir? Yapmasınlar artık. Beni sahadaki oyunumdan ötürü eleştirebilirler. Zaten yapıyorlar da. Bunlara alıştım. İnanın onlara lafım yok. Ama işin içine küfür girince durum değişiyor. Ben ailemi sokağın ortasında bulmadım. Onlara küfür ettirmem.
'Sanki golü ben attım'
Nihat, kendisi gibi geldiği günden bu yana eleştirilen Rodrigo Tabata'nın durumunu da anlattı: Oyundan çıkarken maç berabereydi. Ancak Tabata iyi oynuyordu. İnanın o güzel golü atınca üzerimdeki stres gitti. Bana yapılanları unuttum. Tabata'ya sevindim. Sanki kendim gol atmış gibi oldum. Tabata büyük oyuncu. Ancak o da ilk çıktığı maçta sanki 8 milyon Euro'yu (bonservis ücreti) kendisi almış gibi tepki gördü. Ne yapsın? Bonservisi o kadar diye gelmesin mi? Sonuçta kulüpler arasında bir anlaşma oldu. Onu ilgilendirmez ki. İşte
bizim aceleci davranmamızın neticeleri bu tepkileri getiriyor.
'Eleştirenler bir gün alkışlayacak'
Boş vaktini ailesiyle geçiren Nihat'ı üzgün, kırgın ancak buna rağmen sevdiği takım adına bir şeyler yapmaya çalışan bir ruh haliyle bulduk. Bin ah işittiğimiz Siyah-Beyazlı oyuncu, her zamanki gibi samimi konuşarak o anı unutamadığını söyledi. Merak edip kendisine "Nihat neydi o an?" dediğimizde ise kelimeler sanki boğazında düğümlendi, yaşananları kabul edemiyordu: Ağabey, ben Beşiktaş'ı o kadar içten seviyorum ki bunu anlatmaya kelimeler yetmez. Taraftar, takımı ve oyuncuyu protesto edebilir. Bu her yerde var. Ben de "Harika
oynuyorum" demiyorum ki zaten. Hâlaâ eksiklerim olduğunu kabul ediyorum. Yeni sakatlıktan çıktım. Elimden gelenin en iyisini ortaya koymaya çalışıyorum. Bir gün gelecek, bana tepki gösterenler alkışlayacaktır da. Ancak bu son maç öncesi bir şey oldu ki inanın ben o an bittim. Kanım dondu.
'Bize inansınlar'
Telefonla yaptığımız röportajda takımın şu anki konumunu sorduğumuz Nihat, oldukça umutlu konuşarak taraftara mesaj yolladı: Sezona başladığımızda 6 maçta 6 puanımız vardı. Şimdi 2 karşılaşmada 6 puan topladık. Bu takıma köstek değil destek olunursa bu yıl da şampiyonluğun en güçlü adayı biziz. Artık kongre
bitti. Rüştü Ağabey de demiş. Başkan seçildi. Neden hâlâ çatlak sesler çıkıyor. Zorlu bir maçı aldık. Şimdi
daha da zorlu bir takımla, Gaziantep ile oynayacağız. Sonra Galatasaray ve Kayserispor. Bu mücadeleleri kazandığımız takdirde Beşiktaş bu ligde iş yapar. Yeter ki bize inansınlar. Bu nedenle artık kenetlenme zamanı.