Kartal Haber

Uyuma Carvalhal

Türk Spor Medyasının Duayen Kalemi Güven Taner yazdı:

Uyuma Carvalhal

Uyuma Carvalhal

Beşiktaş’ın kendi kendini kilitlemesine neden olan ve rakibine şans yaratan bir oyun ilkesi var. Aslında güdülen ilkenin suçu yok. Onu uygulama yetersizliğinin yarattığı bir durum bu. Kendini miskinleştiren, tempodan kaçan, rakibini havaya sokan bir yapı! Bir başka deyişle tembel oyunu...
Kendi alanında top çevirip, rakibin açılmasını bekliyor. Ancak rakip açılmaz ise çuvallıyor! Ya da Beşiktaş topu çevirirken rakip başarılı bir tam saha baskı uygularsa bu kez avantaj rakibe geçiyor. Zira Beşiktaş top çevirme işinde tedirginliğe düşüp hatalar yapıyor. Topu ileri oynayacağına sık sık kalecisine oynuyor! Bunda, öndeki oyuncuların hareketlenip boş alanlarda topu istemeyişlerinin ve orta alan adamlarının, topu kazanmış rakibe iyi zamanlamalı baskı uygulayamayışlarının rolü büyük.

Beşiktaş topu ileri oynama çabası göstererek başladı. Ancak bu ilk birkaç dakikada bitti. En çok pası geriye, kaleci Cenk’e yaptılar! Topu ileri gönderme cesaretleri yoktu, çünkü kendilerine güvenleri yoktu. Oysa son 6 maçını peş peşe yitirmiş rakibi, tempolu bir oyunla daha başlarken sindirmeliydi.

Hilbert’in dönüşü sevindiriciydi, ama daha kendini denerken 24.dakikada sakatlandı! On dakika sonra ona İsmail eklendi! 34.dakikada iki hücum bekini  yitirdi Beşiktaş... Ne Almeida oyunu zorluyordu, ne Simao! Edu desen tam bir ‘havanda su dövme’ profesörü. Şut şansı da buldu, ama çoğunlukla yaptığı gibi kaçırdı... Hakem Müftüoğlu Boum’un 35’de Simao’yu ceza alanında indirmesine penaltı çalmadı, ama benzer birkaç pozisyona faul verdi!

Carvalhal’in bir çözüm üretmesi gerekti. Riske girdi, 54’de üçüncü değişikliği yapıp Quaresma’yı oyuna sürdü. Yaratıcı oyuncu da ihtiyaçtı, ama Beşiktaş’a asıl gerekli olan, kendine güvenerek topu çabuk kullanmaktı, tempo yapmaktı. O değişmedi! Sadece kargaşa yarattılar. Quaresma da futbol adına hiçbir şey yapmadı! Tam tersine, kırmızı kart alacak bir ayıp işledi...

Hani yorgunluk da var işin içinde ama altı maçtır yenilen MİY’da yorgundu. MİY, içinde bulunduğu durumdan sıyrılmanın çabasını gösterdi. Fakat Beşiktaş’ın zirve için doğan şansı kullanmak gibi bir yapısı yoktu! Carvalhal’i yeri geldi, alkışladım. Şimdi onların hatırına sesleniyorum: Uyan hoca, takım da sen de uyuyorsun...
Beşiktaş’ın kendi kendini kilitlemesine neden olan ve rakibine şans yaratan bir oyun ilkesi var. Aslında güdülen ilkenin suçu yok. Onu uygulama yetersizliğinin yarattığı bir durum bu. Kendini miskinleştiren, tempodan kaçan, rakibini havaya sokan bir yapı! Bir başka deyişle tembel oyunu...
Kendi alanında top çevirip, rakibin açılmasını bekliyor. Ancak rakip açılmaz ise çuvallıyor! Ya da Beşiktaş topu çevirirken rakip başarılı bir tam saha baskı uygularsa bu kez avantaj rakibe geçiyor. Zira Beşiktaş top çevirme işinde tedirginliğe düşüp hatalar yapıyor. Topu ileri oynayacağına sık sık kalecisine oynuyor! Bunda, öndeki oyuncuların hareketlenip boş alanlarda topu istemeyişlerinin ve orta alan adamlarının, topu kazanmış rakibe iyi zamanlamalı baskı uygulayamayışlarının rolü büyük.

Beşiktaş topu ileri oynama çabası göstererek başladı. Ancak bu ilk birkaç dakikada bitti. En çok pası geriye, kaleci Cenk’e yaptılar! Topu ileri gönderme cesaretleri yoktu, çünkü kendilerine güvenleri yoktu. Oysa son 6 maçını peş peşe yitirmiş rakibi, tempolu bir oyunla daha başlarken sindirmeliydi.

Hilbert’in dönüşü sevindiriciydi, ama daha kendini denerken 24.dakikada sakatlandı! On dakika sonra ona İsmail eklendi! 34.dakikada iki hücum bekini  yitirdi Beşiktaş... Ne Almeida oyunu zorluyordu, ne Simao! Edu desen tam bir ‘havanda su dövme’ profesörü. Şut şansı da buldu, ama çoğunlukla yaptığı gibi kaçırdı... Hakem Müftüoğlu Boum’un 35’de Simao’yu ceza alanında indirmesine penaltı çalmadı, ama benzer birkaç pozisyona faul verdi!

Carvalhal’in bir çözüm üretmesi gerekti. Riske girdi, 54’de üçüncü değişikliği yapıp Quaresma’yı oyuna sürdü. Yaratıcı oyuncu da ihtiyaçtı, ama Beşiktaş’a asıl gerekli olan, kendine güvenerek topu çabuk kullanmaktı, tempo yapmaktı. O değişmedi! Sadece kargaşa yarattılar. Quaresma da futbol adına hiçbir şey yapmadı! Tam tersine, kırmızı kart alacak bir ayıp işledi...

Hani yorgunluk da var işin içinde ama altı maçtır yenilen MİY’da yorgundu. MİY, içinde bulunduğu durumdan sıyrılmanın çabasını gösterdi. Fakat Beşiktaş’ın zirve için doğan şansı kullanmak gibi bir yapısı yoktu! Carvalhal’i yeri geldi, alkışladım. Şimdi onların hatırına sesleniyorum: Uyan hoca, takım da sen de uyuyorsun...

Bu Haberi Beğendiyeseniz Beğen Butonuna Tıklayınız!
39753 Defa Okundu






ANKET
Beşiktaş'ın kötü gidişinde en büyük pay kimin?

Yıldırım Demirören ve yönetimi
Fikret Orman ve yönetimi
Futbolcular
Carvalhal
Tayfur Havutçu
Taraftar
Diğer faktörler

galeri video
DİĞER HABERLER
YAZARLAR

2000 - 2012 KartalHaber
Tasarım ve Yazılım KaripNetwork
Gizlilik Bildirimi - iddaa