Bırakınız Oynasınlar

Hafta içi tarih yazan bir takımın hafta sonu kendi liginde sıkıntılı bir puan almasının karşılığında sorulacak tek soru var: MÜSAADE VAR MI?

Şampiyonlar Ligi'nde gerek istatistikler gerek oyunun genel akışı gerekse nasıl oynatıldığına bakılacak olursa Süper Lig'de durum hayli vahim. Grup aşamasında rakip kim olursa olsun topu ayağına alan futbolcu şov yapıyor, Vodafone Park gibi zorlu bir deplasmanda bile varını yoğunu ortaya koyuyor ve dönüşte aldığı "1" (bir) puana nimetmiş gibi yorumlar yapıyor. Hakemler deseniz oyunun akışını anlamsız yer ve zamanlarda kesip futbolun o saha içi ahengini bozmuyor "Bırakınız oynasınlar!" diyor. Tüm bunlar dahilinde Beşiktaş sahaya çıkıyor, yapması gerekeni yapıyor ve adeta bir vatani görevmişcesine ülkesini temsil ediyor. İşte zirve!

Hangi takım olursa olsun "kalite" açısından zirveyi gördüğü bir lig'den Süper Lig'e döndüğünde adaptasyon problemi yaşar. Öyle ki klasik Anadolu takımı defansını görmekten bizler çok sıkıldık ki sahadaki futbolcu neler yaşıyor kimbilir... "Düşman askerine karşı Anadolu'yu savunmuyorsunuz Beyler!" 10 kişi defans yapmayı futbol sanmaya devam ettiğiniz sürece uzun yıllar daha elinizdeki "Başarılar!" pankartına bakarsınız! 

Şenol Hocam 13-14 futbolcuyla oynayacağını bilseydik yeni transferler için heyecanlanmazdık. 28 kişilik kadrodan bir çok farklı sistem çıkar. Neredeyse her Lig maçında takımı yalnız bırakan Talisca üzerinden kurduğunuz sistem böylesine "S.O.S" verirken nereye kadar daha aynı noktada sabit kalacaksınız? Şampiyonlar Ligi'ndeki başarınız kuşkusuz ancak sürekliliğinin anahtarı Süper Lig değil mi? Futbolun katilleri hala sahalarda elinde düdükle gezerken Beşiktaş'ı çözdüğünü sanan rakipleri ters köşe etmek gerekmez mi?

ASLIHAN ELİF GÜRBÜZ