Asi çocuk 33 yaşında

Gitti, geldi, az da olsa ehlileşti.

Sinirli, ama sınırlı değil asla.

Türlü, türlü dövmeleri var, ama gece hayatı yok mesela.

 

Şimdi soru şu; Ara sıra da olsa, oyundan çıkarken hırsına yenik düşmesi mi önemli? Beşiktaş'ın kazanması mı? Dün akşam Beşiktaş'ın 45 dakikada sadece 1 isabetli orta yaptığını biliyor musunuz mesela? Asi çocuk yoruyor, saldırıyor, yıpratıyor, ters top atıyor, en önemlisi sürekli deniyor. Akhisar maçından sonra yokları oynayan Cenk, asi çocuğun yokluğunda daha da kayboldu ilk 45 dakika sahada. Babel’in saman alevi performansın Şenol hoca tarafından fark edilmesi ne kadar sevindirici ise, Aboubakar’ın “Nereye koysan oynarım” hocam performansı da en az o kadar memnun ediciydi. Asi çocuk ve Gönül’ün yokluğunda, son haftaların yükselen performansı ile dikkat çeken oyuncusu Adriano bile, dostlar alışverişte görsün tadında oynadı baksana. İşte tam da böyle bir akşamda, Yunan muharebesinden yorgun dönen Beşiktaş, bu sefer büyük takım refleksi gösteremedi. Yorgunluk mudur sebep? Ya da konsantrasyon eksikliğimi bilinmez, büyük takımların genelde maç seçtiğini alışkınız fakat Beşiktaş'ın maçları yine devre seçerek oynaması düşündürücü. 


Ne olacak şimdi? Canlanacak mı artık spor programları, ya da gazeteler, radyolar yine eskisi gibi olacak mı? En azından Beşiktaş'ın kasasına girecek paranın hesabını değil, saha içi futbolu konuşacak mısınız mesela? 

Neyse.. İşte böyle asi çocuk. Sensiz zor oluyor kısaca. Bu arada, neden mi hep asi çocuk? Malum, Quaresma yazınca düşman ilan ediliyorsun ya Beşiktaş camiasında.


Güneş Gazetesi