Beşiktaş, Midtjylland'ı Değil Sabır Taşını Test Etti!

Avrupa Ligi gecesi diye ekran başına kurulduk. Rakip 14. dakikada kırmızı kart gördü.''Tamam'' dedik, ''şimdi başlar futbol şöleni.'' Meğer şölen bizim hayal gücümüzdeymiş!..

Usta gazeteci Burhan Akdağ , Kartalhaber okuyucuları için kaleme aldı: 

BEŞİKTAŞ, MİDTJYLLAND'I DEĞİL SABIR TAŞINI TEST ETTİ!

Avrupa Ligi gecesi diye ekran başına kurulduk. Rakip 14. dakikada kırmızı kart gördü.''Tamam'' dedik, ''şimdi başlar futbol şöleni.'' Meğer şölen bizim hayal gücümüzdeymiş!

Beşiktaş, 90 dakika boyunca sanki Avrupa Ligi maçı değil de pazar sabahı kondisyon idmanı yaptı. Rakip 10 kişi kaldı, ama sahaya baksanız eksik oynayan taraf Beşiktaş zannedersiniz. Top bizde, pas bizde, heyecan rakipte...

Rakip ceza sahasına giriyoruz, sonra bir anda topu alıp kendi stoperlere dönüyoruz. Herhalde "çocuklar yorulmasın" diye düşündüler. Midtjylland'ın teknik direktörü bile bir ara "Acaba biz mi fazla kişiyle oynuyoruz?" diye oyuncularını saymıştır.

En ilginç sahne ise rakip tamamen kendi yarı alanına gömülmüşken bizim hâlâ dört savunmacıyla oyuna devam etmemizdi. Rakip kale önüne otobüs değil, tren garı kurmuş; biz ise hâlâ emniyet kemerini takıp defansta bekliyoruz. Rıdvan çıkıp Semih ve Oh ile çift forvete dönmek yerine aynı sistemde devam edilince, maçın temposu da emekli maaşı zammı gibi ağır ilerledi.

Hocaya gelince...

Yeni hocayı izlerken insanın aklına ister istemez genç Yılmaz Vural geliyor. Kenarda bir sağa bir sola... Eller havada... Sürekli hareket... Bir ara dördüncü hakem kronometreyi değil hocayı takip etmeye başladı. Tabii hareket etmek kötü değil ama önemli olan kulübede kilometre yapmak değil, sahada çözüm üretmek. Sergen Yalçın zamanında "çok sakin" diye eleştiriliyordu. Şimdi de tam tersi... Demek ki mesele yürümek ya da oturmak değilmiş; mesele doğru hamleyi yapmakmış.

Tribünler deseniz...

Vodafone Park'ta taraftar bekledik, sinema seyircisi çıktı. 90 dakika boyunca öyle sakinlerdi ki, arada biri çekirdek dağıtsa kimse yadırgamazdı. 80. dakikadan sonra gelen birkaç cılız ses de saman alevi gibi parladı, söndü. Takımın itici güce ihtiyacı vardı, tribünlerin ise sanki sessiz moddan çıkmaya niyeti yoktu.

Transferler mi?

Nübel, Salih ve İlhan gerçekten kaliteli isimler. Yönetim bu konuda övgüyü hak ediyor. Ama birkaç kaliteli transferle bu takımın bütün eksikleri kapanmıyor. Çünkü sorun sadece oyuncu kalitesi değil; oyunun kendisi. 20 milyon dolarlık oyuncular kulübede otururken sahada çözüm üretemeyen bir düzen izlemek, lüks otomobil alıp mahallede birinci vitesten çıkmamaya benziyor.

İşin özeti şu:

Rakip 10 kişi...

90 dakika savunma yaptı...

Bir golü zor bulduk...

Son dakikalarda da neredeyse beraberlik golünü yiyorduk.

Bu maçtan sonra "tur garanti" demek yerine, "Allah'tan ilk maçtı" demek daha gerçekçi olur.

Elbette sezon uzun. Belki takım zamanla oturur, belki hoca hepimizi mahcup eder. Bunu hepimiz isteriz. Ancak ilk izlenim hiç de iç açıcı değildi. Bu futbol, Beşiktaş taraftarına umut vermekten çok tansiyon ilacı tavsiye ettirdi.

Son söz...

Beşiktaş, Midtjylland karşısında galip geldi ama futboluyla kimseyi ikna edemedi. Rakip 10 kişi kalmışken siyah-beyazlılar sanki "fazla gol atarsak ayıp olur" anlayışıyla oynadı. Avrupa'da böyle fırsatlar her zaman ele geçmez. Umarız rövanşta futbol konuşuruz. Yoksa bu gidişle Avrupa Ligi yerine "Avrupa Sinir Ligi"ne katılacak ilk takım biz olacağız! 

BURHAN AKDAĞ 

EN ÇOK İZLENEN VİDEOLAR
youtube kanalımıza abone olun





Kişisel verileriniz Şirketimiz tarafından farklı kanallar veya ilgili mevzuat kapsamında kamu veri tabanları üzerinden ve farklı hukuki sebeplere dayanarak; sunduğumuz ürün ile hizmetleri sağlamak, geliştirmek ve ticari faaliyetlerimizi yürütmek amacıyla toplanmaktadır.

KABUL EDİYORUM ÇEREZ POLİTİKASI